M.Ö 88 tarihinde Pontus kralı Mithridates Roma topraklarına saldırmışsa da yapılan savaşta yenilmiştir. Bu savaşta Roma’nın yanında yer alan Rodos’a, Telmessos ve kıyı şeridi armağan olarak verilmiştir. Bu dönem içinde, diğer Lykia şehirleri gibi Telmessos da Rodoslulardan şikayetçi olmuş ve sonunda Roma Lykia’yı Rodoslulardan geri almıştır. Bizans döneminde de varlığını sürdüren şehir, M.S.VII, yüzyıldan sonra Arap akınları ile önemini kaybetmiştir. V1I.yüz yılda İİ. Anastasius Telmessosa kendi adını vererek Anastasiupolis demiş fakat bu isim fazla tutmamıştır.

Fethiye'nin gece görünüşü

1284'de Menteşe Bey tarafından Menteşeoğulları, 1424 ‘de Osmanlı topraklarına katılan Telmessosa uzak şehir anlamına gelen Makri, daha sonrada Megri denmiştir. Megri adı 1934 yılında ilk Türk pilotu Fethi Bey’in anısına, bugün kullanılan Fethiye ismiyle değiştirilmiştir. 1850’lerde Telmessos’u gören C.Texier’in bildirdiğine göre, şehirdeki Apollon Tapınağı ve tiyatro o zaman görülebiliyormuş. C. Texier’den sonra 1856’da meydana gelen büyük deprem bu yapıların yıkılmasına sebep olmuş, bundan yüz sene sonra meydana gelen ikinci büyük depremle, Fethiye gibi bu kalıntılar da yok olmuştur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Fethiye’nin değişik bir gorunumu.

 

Bugünkü Fethiye, bu depremden sonra, yani 1957den sonra kurulan Fethiye’dir. Telmessos’un iskele yakınında bulunan tiyatro- su bugün kazılarla ortaya çıkartılmıştır. Erken Roma döneminde yapılan ve M.S. İİ. yüzyılda onarım geçiren bu tiyatro 5000 kişiliktir. Şehrin ilk kurulduğu yer olan kale, bir surla çevrili- dir.Bugün bu surların altında Roma, üzerinde de Orta Çağda yapılan surlar görülür. Zira Rodos Şövalyeleri bu kaleyi kullanarak bölgeye hakim olmaya çalışmışlar ve limandaki Şövalye Ada- sı’nı kullanarak şehri denetim altında tutmuşlardır. Şehrin akropolünün doğu yüzünde her taraftan görülen ve şehrin üzerinde görkemli görüntüsü ile yer alan Amyntas’ın mezarı adeta Fethiyenin simgesi olmuştur.Cephesi iki süttınlu olan ion tapınağı tarzındaki bu kaya mezarı, Hermepiasın oğlu Amyntasa ait olup M.Ö. İV,yüzyılda yapılmıştır. Bu mezarı 1850 lerde gören C.Texier de mezar kapısının sol üst köşesine imzasını atarak burayı gördüğünü sanki belgelemek istemiştir. Amyntas mezarının yanında ona benzeyen ancak sütununun biri kırılmış, tapınak biçimli bir kaya mezarı ile başka kaya mezarları da bulunmaktadır.